Sosyal medya ve gazetecilik
Türkiye, sosyal medya için oldukça önemli. Peki paylaÅımlarımızın bir anda 2 milyar kiÅiye ulaÅma potansiyeli kendimizi ifade ederken bizi ne kadar etkiliyor? Aktif kullanımı henüz 20 yılı doldurmayan internet ile geçmiÅi 15. yüzyıla dayanan gazetecilik arasındaki denge nasıl kurulacak?
Dergi, gazete ve internet tecrübelerinin ardından sosyal medya konusunda araÅtırmalar yapan ve son bir yıldır Antalya’nın en büyük basın kuruluÅları arasında yükselen Mahmut Boz ile bu sorulara cevap aradık.
A.Ãnal: Mahmt Bey sizi geleneksel medyadan tanıyoruz ancak yeni sosyal medya dünyasını da yakından takip eden birisiniz. Sorulara geçmeden önce biraz kendinizden bahseder misiniz?
Mahmut Boz: Ben Antalyaâda doÄdum. Gazi Ãniversitesi ve Anadolu Ãniversitesi’nde okudum. 2002 yılından itibaren medya sektöründe çalıÅtım.
Sosyal medya bizi deÄiÅtirmedi
A.Ãnal: 2011 yılı baÅında Sosyal Medya’nın Etkileri adında sosyal aÄların hayatımıza etkisini inceleyen bir çalıÅmanız olmuÅtu. Aradan geçen süre içinde sosyal aÄlar katlanarak büyüdü ve insanlarla kurduÄumuz iletiÅim daha fazla internete kaydı. Sizce sosyal aÄlar ve internet zihnimizde nasıl bir yer edindi?
Mahmut Boz: Ben sosyal aÄlara yönelmemizdeki temel motivasyonun bilinçaltımızda yattıÄını düÅünüyorum. BeÄenilmek, takdir görmek, alkıÅlanmak, dikkate alınmak ya da sözlük anlamıyla âizlenmekâ genel olarak çoÄu insanın bilinçaltındaki çocuÄa hitap ediyor. Pek çok kiÅi bu tespiti reddedebilir, ancak ben okuduÄu kitabı bir site üzerinde paylaÅmanın bile takdir görme ihtiyacına hizmet ettiÄini düÅünüyorum.
ÃrneÄin Facebook sayfanızda reklamını yaptıÄınız kitap âaÄırâ bir kitap ise (öyle olsanız da olmasanız da) âaslında ben entelektüelimâ demeye çalıÅıyor olabilirsiniz, paylaÅtıÄınız matrak bir kitap ise âne kadar eÄlenceli bir insanım bakınâ demek istiyor olabilirsiniz. Ya da popüler bir filmi kötüleyip âpek çok insanın deÄer verdiÄi Åeylere ben deÄer vermiyorumâ mesajını vererek yine farklılaÅma ihtiyacınıza hizmet ediyor olabilirsiniz. Ama örneÄin bazı toplumsal olaylarda çevrenizdeki insanlardan farklı Åeyler söylemeye çekinip kendinizi milliyetçi, cinsiyetçi vb. söylemlere de teslim edebilirsiniz. Elbette teÅhir ve gözetleme gibi içgüdülerin dozu kiÅiden kiÅiye farklı olabilir, ayrıca bu tespit sosyal aÄları kullanan insanların tümünü baÄlamayabilir. Ancak tam tersi de geçerli, sırf sosyal aÄları kullanmıyor diye bir kimsenin saydıÄım ihtiyaçlardan sıyrılmıŠolduÄunu da varsayamayız.
Tüm bunlara ek olarak sosyal aÄlar, aslında pek görüÅmek istemeyebileceÄiniz insanlarla baÄlantınızı sürdürmenizi saÄlayarak ya da normalde iletiÅim kurmaktan çekinebileceÄiniz kiÅileri size yakınlaÅtırarak, tam da adına uygun âsosyalâ bir hizmet görüyor. Yani sosyal aÄlar bu anlamda bizi deÄiÅtirmedi. Var olan bazı sosyal yönelimlerimizi körükledi, sosyal normlarımız ya da mahremiyet anlayıÅımızın deÄiÅimini hızlandırdı, içimizdeki çocuÄu belki de kendisinden önceki hiçbir araç ile kıyaslanamayacak ölçüde kıÅkırttı. Ayrıca Sosyal aÄlar üzerinden yapılan reklamların da etkisi son dönemlerde oldukça arttı.
A.Ãnal: Bir de sosyal medyaya çarpıcı bir popülarite kazandıran Arap Baharı ve Ä°ngiltereâdeki ayaklanmalar var. Google, Facebook ve Twitter da bu deÄiÅimi hem medya boyutunda hem de kiÅisel boyutta destekliyor. Bu servislerin anayurdu olan ABD kiÅisel ifade özgürlüÄüne dikkat çekmiÅti. OECD de buna dikkat çekiyor. DiÄer yandan Pekin yönetimi ABDânin internet özgürlüÄü bahanesiyle diÄer ülkelerin içiÅlerine müdahale etmemesi gerektiÄini söylüyor ve tüm devletlerin bir Åekilde interneti kontrol etme eÄiliminde olduÄunu görüyoruz. Ãin bu küresel servisleri yasaklarken ABD fazlasıyla benimsiyor ya da öyle görünüyor. Burada bir çeliÅki yok mu?
Mahmut BOZ: Bu nokta iktidar-hegemonya tartıÅmasından baÄımsız deÄil. Ä°ktidarı elinde bulunduranlar, bu güce meydan okuyabilecek her türlü aracı Åüphe ile karÅılayıp onu denetim altına almak istiyor. Åimdi gördüÄümüz ise medya denetiminin, geleneksel medyadan sosyal medyaya transferi. Bu anlamda ülkeler geleneksel yaklaÅımlarından farklı olmayan yöntemleri benimsiyor. ÃrneÄin Ãinâdeki internet denetimi, sansür veya yasaklar kimseyi ÅaÅırtmıyor. Ancak denetimin bulunmadıÄı düÅünülen ülkelerde insanların tümüyle özgür olduÄunu varsaymak da yanlıŠsonuçlar verebilir.
Mesela Ä°ngiltereâdeki son ayaklanmaların ardından, hükümet cephesinden yönelen sosyal medya kullanımının kısıtlanması önerisi epey düÅündürücü. Dedikleri gibi, âteknoloji, onu yaratan ideolojiye hizmet ediyor.â Büyük Birader aslında her yerde. YazdıÄınız her satır, herhangi bir ülkede, ummadıÄınız bir yerde karÅınıza çıkıp baÅınıza umulmadık dertler açabilir. KiÅisel ifade özgürlüÄü olarak sunulduÄu söylenen özgürlüÄün sınırları, olaylara hangi coÄrafyadan, hangi açıdan veya hangi güç odaÄının penceresinden baktıÄınıza göre deÄiÅebiliyor. Gezi parkı olaylarında da insanların medya yerine sosyal medyada bulunan kontrolsüz bilgi kaynaklarına yönelmesi ve oradaki yazılanlara inanması, kitlelerin medyadan sosyal medyaya transferinin bir örneÄi.
Gazetelerin devri bitiyor
A.Ãnal: Sosyal medya dünyayı eriÅim sınırlaması olmaksızın yakalamaya çalıÅıyor fakat iÅin bir de güvenilirlik boyutu var. KiÅi profilleri ya da içerikler yanıltıcı olabiliyor. Büyük bir uluslararası gazete; âÄ°nsanlar bir haberi sosyal medyadan öÄrenebilir ama onaylamak için bize gelmek zorundalar.â diyordu. Tüm bu bilgi bombardımanı bilgiye biraz daha erken ulaÅmak için mi çekiyoruz?
Mahmut BOZ: Bu bilgi bombardımanı, olsa olsa, bir son dakika geliÅmesi hakkında haber merkezlerine farklı kaynaklardan art arda ulaÅan, aralarında bazı çeliÅkiler bulunan ilk bilgilere benzetilebilir. ÃrneÄin bir patlama haberi ilk anda bir kaynaktan âsaldırıâ olarak geçebilir, diÄer bir kaynak ânedeni belirsizâ diyebilir, baÅka bir kaynak ise âdoÄal gaz sızıntısıâ diyebilir. Bazı kaynaklar yaralı, ölü sayıları geçebilir, bir kaynak ise olayda ölen olmadıÄını söyleyebilir. Ä°deal Åartlar altında gazeteci tüm bu bilgileri bir süzgeçten geçirmeden, teyit etmeden yayımlamaz. En özensiz yayın kuruluÅunda bile en azından kurumsal bir aÄız birliÄi oluÅturulur.
Sosyal medya, normalde bir haber merkezi içinde yaÅanması ve soÄukkanlılıkla yönetilmesi gereken haber heyecanını tüm bir topluma yayıyor. Haber ve habere baÄlı unsurların o toz toprak içinde havalandıkları yerden aÅaÄı inip birbirlerine kavuÅmaları daha uzun zaman alıyor. Ben bu anlamda habercilerin kuÅaklar boyunca geliÅtirip kurallara baÄlayarak birbirine aktardıkları ciddiyet ve soÄukkanlılıÄın zaman içinde sosyal medyaya da hakim olacaÄını düÅünüyorum. Ancak sosyal medyada sansasyon peÅinde olan ya da sabırsız kullanıcılar da her zaman var olacak, aynen geleneksel medyanın kendisinde de olduÄu gibi.
Gazetelerin bildiÄimiz anlamıyla varlıklarını çok uzun süre devam ettiremeyeceklerini artık biliyoruz. Ancak haber söz konusu olduÄunda gerek ciddiyet ve olgusal kesinlik isteyenlere, gerekse sansasyonel, kolay okunan, detaysız ve renkli haberlere meraklı olanlar için var olan iki ana akım medya türü varlıklarını internet üzerinde sürdürmenin yolunu bulacaklar. Halihazırda beÅ yıl öncesine kadar egemen olan geleneksel medya düzenimizi (yani fısıltı gazetesini ve profesyonel medyanın kendisini) büyük ölçüde internete taÅımıŠdurumdayız zaten.
A.Ãnal: Sosyal medya artık bir iletiÅim kanalı olarak geleneksel medya tarafından ciddiye alınıyor. Kısa süre önce Türkiyeâye giriÅ yapan El Cezireâde Arap Baharıânda bunu fazlasıyla gösterdi. Gazetecilik ve habercilik kültürünün sosyal medyadan etkilendiÄini düÅünüyor musunuz?
Mahmut Boz: Evet, bunu ben kiÅisel olarak ilk 2009 Ä°ran cumhurbaÅkanlıÄı seçimlerinde görmüÅtüm. Muteber Batılı haber ajanslarının sosyal medyayı referans aldıkları, benim tanık olduÄum ilk yüksek profilli haber konusu buydu.
1980âlerde tanık olunan, âamatör kamera ile çekilen uçan daire, trafik kazası vs.â haberlerinin geliÅmiÅ, epeyce serpilmiÅ haline tanık oluyoruz. Kullanıcıların ürettiÄi içerik, ana akım medyanın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bu deÄiÅime erken uyanıp kendilerini buna uyarlayanlar kazanacaklar. Ancak yurttaÅ gazeteciliÄine önem vermek ile insanları bu gazetecilik türüne teÅvik etmek arasında ince bir çizgi var. Gelecekte kurgusal haberleri gerçekte var olandan ayırt etmek daha da güçleÅebilir. Ä°nsanların kendi yarattıkları haberlerin hem kahramanı olması, hem de olayları kendi bakıŠaçılarından anlatması toplumları yanlıŠyönlendirme potansiyeline sahip.
Burada hem yurttaÅ gazeteciliÄini teÅvik edenlerin bunu yaparken aÅılaması gereken deÄerler önem kazanıyor, hem de kullanıcıların ürettiÄi içeriÄi ayıklayıp yayıma hazırlayanların gazetecilik nitelikleri. Gerek gazetecilerin, gerekse medyayı takip eden herkesin, kendilerini kurgusal bir akıÅa kaptırmamak için objektif, kuÅkucu, sorgulayıcı bakıÅa her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Kurgu ve gerçeÄi ayırt etmek, artık yalan ve doÄruyu ayırt etmekten çok daha zor bir hal alıyor ve propagandaya alet olmamak için uyanık olmak Åart.
A.Ãnal: Megazine Dergisiâdeki deneyiminizi de göz önüne alırsanız, Türk medyası ve sosyal medya kullanımı hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Mahmut Boz: Türkiye sosyal medyanın en hızlı geliÅtiÄi ülkelerden. Bu dinamizm, geleneksel medya için sınırsız imkanlar sunuyor. Ancak ben, Åu ana kadar önümüze çıkan örneklerde, medyanın sosyal medyadaki varlıÄını profesyonelce yönetebildiÄini düÅünmüyorum. Yapılması gereken, bir RSS kaynaÄını Twitterâa eÅlemekten ibaret deÄil. Her bir sosyal mecranın kendine özgü normları ve geleneÄi var. Oraya uygun davranmak Åart. ÃrneÄin bana Facebookâta her dakika mesaj yollarsanız sizi duvarımdan silerim. Twitterâda takipçilerinizin yaÅ ortalaması 24 olmasına raÄmen dilinizi onlara uyarlamıyorsanız takipçi kaybedersiniz. Ya da günde 200 mesaj yollarsanız asla takipçi kazanamazsınız. Friendfeedâin dili ile Twitterâın dili apayrı. Ayrıca Türk medyası etkileÅim imkanlarını da yeterince kullanmıyor sosyal medyada. Twitter ve Facebook e-postanın yerini almıŠdeÄil, ama galiba medyanın algısı neredeyse bu Åekilde.
Gerçi burada bir risk de Åu: Sosyal medyadaki ilgi düzeyi ve tepkiyi tek ölçüt olarak almak, öne çıkaracaÄınız haberler ve analizlerde ciddi bir sapmayı beraberinde getirebilir. DerinliÄinizi kaybedebilirsiniz. Bu tuzaÄa düÅmemek lazım. Sosyal medya eÄer geleneksel medya için bir araç olacaksa, bu yeni araç, derinlikli içeriÄin daha fazla tüketilmesine vesile olmalıdır. Sosyal aÄlar, medya için canlı bir vitrin olabilir, ama dükkanın kendisi bir vitrinden oluÅamaz.
A.Ãnal: Evet, bahsettiÄiniz kiÅilerin sıradan bir vatandaÅtan daha fazla sorumluluÄu var, tıpkı sanatçılar gibi. Ancak onlar da Twitterâda kendi Åöhretini geniÅletme çabası ve yukarıda bahsettiÄiniz içgüdüsel eÄilimler içinde gibi olabilirler. Bu durum canlı yayınlara yansıyan çeÅitli sonuçlar doÄurabilir ancak gazetecilerin kiÅisel profillerini istekleri doÄrultusunda kullanması tamamen yanlıŠmı?
Mahmut Boz: Sosyal medya söz konusu olduÄunda, pek çok yerde olduÄu gibi, doÄru ve yanlıŠizafi kavramlar. Bunların tanımlarına kiÅiler ve kurumlar karar vermeli. Ancak Åurası kesin: Bir kurumun çatısı altında çalıÅan kiÅi, kendi ismini ve kimliÄini açıkça ifade ettiÄi sürece, o kurumun sosyal medya ilkelerine uymalıdır. Uzun uzadıya tarif etmeye gerek yok: âTelevizyonda söylenemeyecekâ bir ifadeyi oraya yazmamak gerekir. Ãzellikle gazetecilerin uyması gereken ana kural bu. Ä°lla kazalar yapıp Twitter hesabını kapatmak zorunda kalmadan da bu mecralarda gazeteci olarak var olunabilir. Bunun yolu da biraz âaÄzından çıkan lafı kulaÄının duymasındanâ geçiyor.
A.Ãnal: Siz kurallara uyan bir gazeteci misiniz? Farklı bir iÅiniz olsa daha fazla Åey mi ifade ederdiniz Twitterâda?
Mahmut Boz: Evet, gazetecilik yaparken de kurumsal iletiÅimle uÄraÅırken de sosyal medyada dile getirdiÄiniz görüÅlerinizde belli hassasiyetleri dikkate almanız Åart. Gazetecileri bu konuda baÄlayan ana ilke deÄiÅmiÅ deÄil: Bu da çok net bir Åekilde tarafsızlık gereÄi. Kurumsal çalıÅanları baÄlayan ana ilke ise kurumsal baÄlantılar ve varsa tanık oldukları âaile sırlarıâ. Bu sınırlar dıÅında aslında özgürsünüz. Ama bu, mesleÄiniz ve toplumdaki yeriniz ne olursa olsun, genel nezaket kuralları ve âsiyaseten doÄruâ bir dil kullanımı gereÄini ortadan kaldırmıyor.
A.Ãnal: Twitterâda Türkçe kullanımına dair hatalar paylaÅtıÄınızı görüyorum. SMS ve anlık sohbetlerden sonra sosyal medya da Türkçeâyi (ve diÄer dilleri) olumsuz etkiliyor olabilir mi?
Mahmut Boz: Bu düzeltme merakı, bir süre sunuculuk yapmıŠolan pek çok kimsede var olan mesleki bir defo galiba. Bundan sıyrılmaya çalıÅıyorum aslında. âSMS ve sosyal medya gibi diÄer araçlar Türkçeâyi bozuyorâ demek ise aracın (medium) rolünü abartmak gibi geliyor. Türkçe (ve diÄer diller) eÄer bozuluyorsa bunun toplumsal nedenleri vardır: EÄitim sistemi gibi. Bilgisayar ve cep telefonu merakının bizleri daha az okumaya yönelttiÄi iddia edilebilir. Ama buradaki suçlu telefon ya da bilgisayarın kendisi deÄil en nihayetinde. Kullanılan aracın doÄası kısa ve hızlı ifadeleri zorunlu kıldıÄı için epeyce bir kısaltma hayatımıza girmiÅ olabilir. Buradaki sorun ise Türkçe kısaltmalardan ziyade, Türkçesi mevcut olan ifadelerin Ä°ngilizcelerini tercih etmeye baÅlıyor olmamız: âSMSâ, âokâ gibi kelimeler bunlar. Evet âAraç mesajdırâ, ama her baÅımız sıkıÅtıÄında aracı suçlamak, sorumluluktan kaçmaktan baÅka birÅey deÄil.
A.Ãnal: Medya sektöründe olarak Twitter ve Facebookâta aktifsiniz. Kurumsal düzeyde sosyal medyayı kullanırken nelere dikkat ediyorsunuz?
Mahmut Boz: Kullanıcılarımızın en az yüzde 29âu 18-24 yaÅ arasında. Yani çok genç takipçilerimiz var. Bu kullanıcıların medya tüketme eÄilimleri yüksek. Yani resimsiz ya da videosuz bir mesajın yerine ulaÅma ihtimali düÅük. Twitterâa baktıÄınızda ise köÅeli bir dille kaleme alınmıŠbir mesajın âretweetâ edilmesi pek mümkün deÄil.
Dolayısıyla bizim yapmaya çalıÅtıÄımız, iktisadi ve insani geliÅme gibi bir konu baÅlıÄının kapsamına giren, normalde kolay tüketilmeyebilecek mesajları rahat algılanabilen yeni mesajlara dönüÅtürmek. Bu mesajlar yoluyla kullanıcıları bunaltmadan, toplumdaki sorunlar hakkında düÅünmeye sevk etmeyi hedefliyoruz. Bu konular hakkında detay isteyenleri ise ilgili sayfalara yönlendiriyoruz.
Twitter, Türkiyeâde 2010âda patladı
A.Ãnal: Sizinkileri saymazsak ben de Türkiyeâde henüz benzer kılavuzlar görmüŠdeÄilim, bu konuda geleneksel medyanın adım atması gerektiÄi kadar belki bize de görev düÅüyor.
Biraz kiÅisel tarafa geçelim. Sizi de Twitterâda bulmak mümkün. Twitter sizin için ne ifade ediyor, bahsettiÄiniz kuralları dikkate alıyor musunuz?
Mahmut BOZ: Facebook ve Twitter ile Ankaraâda yaÅadıÄım dönemde tanıÅmıÅtım. Her ikisinin de Türkiyeâde popülerleÅmesi uzun sürmedi. Facebookâun daha kolay kavranan ve daha tiryakilik yaratan bir durumu vardı belki ilk bakıÅta. 2007 sonlarında tanıÅtıÄımda bendeki etkisi de bu Åekilde oldu. Ancak âarkadaÅâ sayım giderek artmaya baÅlayınca Facebook üzerinde daha az yazı, resim, link paylaÅmaya baÅladım. Garip bir ters orantıâ¦
Twitter hesabımı ise Kasım 2011âde açtım. Ancak sık kullanmaya baÅlamam 2012 Nisan aylarına rastlıyor. O aylarda Twitter Ä°ngiltereâde bir fenomene dönüÅmeye baÅlamıÅtı. Türkiyeâdeki âTwitter patlamasıâ ise 2010âa denk geliyor. Twitter sonrasında Facebook kullanımım çok azaldı. Türkiyeâden ve dünyadan doÄru kiÅileri takip ediyorsanız Twitterâın hayata yepyeni bir pencere açtıÄı söylenebilir. Ä°lgi alanlarınızda dünyayı takip etmek hiç bu kadar kolay olmamıÅtı. Ä°lgi alanınız dahilindeki ciddi bir haberi kaçırmanıza, o haberle ilgili farklı perspektiflerden mahrum kalmanıza artık neredeyse imkan yok.
Ancak galiba Twitter ve diÄerlerini bu kadar göklere çıkarmanın da sorunlu tarafları var. Bu araçların zamanımızı çaldıÄı doÄru. En basitinden her birimize birer akıllı telefon aldırmak gibi bir tüketim propagandası içerdiÄi de doÄru. Elbette dozajı ne ölçekte olursa olsun röntgen ve teÅhirin de potansiyel olarak sorunlu tarafları var. Benim Twitterâı kiÅisel kullanımım giderek azalıyor. En azından mesajlarımın içeriÄi artık daha anonim. ÃoÄu zaman da geriye dönük olarak bazı kiÅisel içerikli mesajlarımı siliyorum. Bir oda kalabalıklaÅtıkça uluorta konuÅmayıp yanındakine fısıldamaya baÅlamak gibi bir durum bu herhalde. Sanıyorum herkesin kendini bu ortamlara ve onların kendi içindeki deÄiÅimine adapte etmek için kullandıÄı farklı yöntemler var.
A.Ãnal: Bir ara sosyal medya diyeti yaptınız. Onun amacı neydi?
Mahmut Boz: İki kez âplanlı sosyal medya orucunaâ girdim. Her ikisi de üniversitedeki tezimle ilgiliydi. 2010 baÅında tezin okumaları için bir süre kendimi tüm bu araçlardan mahrum bırakmıÅtım. 2011 ortasında da bu kez tezimin ilk kapsamlı taslaÄını yazarken aynı yola baÅvurdum. Kendimi haftalarca eve kapadım ve bu sene yaz saÄ olsun çok geç geldi. O dönem dergideki iÅlerimin de yoÄunluÄunu düÅünürsek yöntemin çok iÅe yaradıÄını söyleyebilirimâ¦
A.Ãnal: PaylaÅımlarınız için çok teÅekkürler. Sosyal medya ve yeni medya düzenini tekrar konuÅmak üzere son olarak neler söylemek istersiniz?
Mahmut Boz: Son olarak, az önce bahsettiÄim sosyal medya diyetinin sonlarına doÄru zaman zaman sıkılarak Twitterâa girip yazılanları okuduÄumu itiraf etmek isterim:)
0 Yorum
Cevap Ver