İnsanların dünyayı algılama biçimleri birbirinden oldukça farklıdır. Aynı olay iki farklı kişi tarafından yaşandığında, ortaya tamamen farklı düşünceler ve tepkiler çıkabilir. Bunun önemli nedenlerinden biri, herkesin geçmiş deneyimleriyle oluşturduğu düşünce kalıplarına sahip olmasıdır.
Düşünce kalıpları, olayları nasıl yorumladığımızı, insanları nasıl değerlendirdiğimizi, kararlarımızı ve geleceğe ilişkin beklentilerimizi etkileyebilir. Bazen hayatımızı kolaylaştıran bu kalıplar, farkında olmadığımız durumlarda bizi sınırlandırabilir.
Düşünce kalıbı, kişinin belirli olayları ve durumları yorumlarken tekrar tekrar kullandığı zihinsel yaklaşım biçimidir.
Örneğin bir kişi daha önce yaptığı bir işte başarısız olmuşsa, benzer bir fırsatla karşılaştığında:
“Bunu daha önce başaramadım, yine başaramam.”
şeklinde düşünebilir.
Başka bir kişi ise aynı deneyimi:
“Daha önce bazı hatalar yaptım, bu kez farklı bir yöntem deneyebilirim.”
şeklinde yorumlayabilir.
Olay aynıdır ancak düşünce kalıbı farklı olduğu için ortaya çıkan değerlendirme de değişir.
Düşünce kalıpları genellikle tek bir olay sonucunda ortaya çıkmaz. Zaman içinde yaşanan deneyimler, öğrenilen bilgiler ve çevresel etkiler bu kalıpların oluşmasına katkıda bulunabilir.
Özellikle çocukluk döneminde aileden ve çevreden duyulan ifadeler, kişinin kendisi ve dünya hakkındaki düşüncelerini etkileyebilir.
Bunun yanında eğitim, arkadaş çevresi, kültür, medya ve kişisel deneyimler de düşünce sisteminin gelişiminde rol oynar.
Geçmişte yaşanan olaylar, gelecekte benzer durumlarla karşılaştığımızda nasıl davranacağımızı etkileyebilir.
Örneğin daha önce bir konuda olumlu deneyim yaşayan kişi, benzer bir durumda kendine daha fazla güvenebilir. Olumsuz deneyim yaşayan başka biri ise aynı durumdan kaçınabilir.
Ancak geçmişte yaşanan bir olayın gelecekte mutlaka aynı şekilde gerçekleşeceğini düşünmek yanıltıcı olabilir.
Geçmiş deneyim bir bilgi kaynağıdır, ancak geleceğin kesin bir göstergesi değildir.
Bazı düşünce kalıpları kişinin olayları olduğundan daha olumsuz değerlendirmesine neden olabilir.
Örneğin:
gibi düşünceler, olayları tek bir açıdan değerlendirmeye yol açabilir.
Bu tür düşünceler sürekli tekrarlandığında kişinin kararlarını ve davranışlarını da etkileyebilir.
Olumlu düşünmek çoğu durumda motivasyon sağlayabilir ancak gerçekçi olmayan iyimserlik de sorun oluşturabilir.
Örneğin hiçbir hazırlık yapmadan:
“Nasıl olsa kesin başarılı olurum.”
demek gerçekçi bir değerlendirme olmayabilir.
Daha dengeli bir yaklaşım:
“Başarılı olmak için iyi bir fırsatım var, ancak bunun için hazırlanmam gerekiyor.”
şeklinde olabilir.
Amaç her durumda olumlu düşünmek değil, gerçekçi ve dengeli düşünmeyi öğrenmektir.
Gün içinde verdiğimiz birçok karar, farkında olmadan sahip olduğumuz düşünce kalıplarından etkilenebilir.
Bir kişi yeni bir fırsatı risk olarak görürken başka biri aynı fırsatı gelişim imkânı olarak değerlendirebilir.
Benzer şekilde bir alışveriş kararında, bir marka hakkında geçmişte oluşturduğumuz düşünce yeni ürünleri değerlendirme biçimimizi etkileyebilir.
Bu nedenle kararlarımızı yalnızca mevcut bilgiler değil, geçmişten gelen zihinsel kalıplar da şekillendirebilir.
Evet. İnsanlar hakkında sahip olduğumuz düşünceler, ilişkilerimizi doğrudan etkileyebilir.
Örneğin bir kişinin:
“İnsanlara güvenilmez.”
şeklinde genel bir düşünceye sahip olması, yeni tanıştığı insanlara karşı daha mesafeli davranmasına neden olabilir.
Başka bir kişi ise insanlara daha olumlu yaklaşabilir.
Burada önemli olan, tek tek yaşanan deneyimlerle bütün insanları aynı şekilde değerlendirmemektir.
Önyargılar da düşünce kalıplarının önemli bir parçası olabilir. Bir kişi, grup veya durum hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan oluşturulan genel yargılar, gerçekleri değerlendirmeyi zorlaştırabilir.
Önyargılar çoğu zaman fark edilmeden çalışır. Bu nedenle insanın kendi düşüncelerini sorgulaması önemlidir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Bu düşüncem gerçekten yaşadığım deneyimlere mi dayanıyor, yoksa bana daha önce öğretilmiş bir kalıp mı?”
Bu basit soru bile farklı bir bakış açısı kazandırabilir.
Düşünce kalıpları tamamen değişmez değildir. İnsan yeni deneyimler ve bilgiler sayesinde olaylara bakışını zaman içinde değiştirebilir.
Bunun ilk adımı, kişinin kendi düşüncelerini fark etmesidir.
Örneğin sürekli:
“Bunu yapamam.”
diye düşündüğünüzü fark ettiğinizde, bu düşüncenin hangi deneyimlerden kaynaklandığını sorgulayabilirsiniz.
Ardından daha gerçekçi bir değerlendirme yapılabilir:
“Bunu daha önce yapmadım. Öğrenmem ve geliştirmem gereken noktalar olabilir.”
Bu yaklaşım düşünceyi tamamen olumlu hale getirmekten ziyade daha gerçekçi bir çerçeveye taşır.
Kendi düşünce sisteminizi anlamak için günlük yaşamda bazı sorular sorabilirsiniz:
Bu sorular, otomatik düşünceleri fark etmeye yardımcı olabilir.
Düşünce kalıplarımızı fark etmek, hayatımızdaki her sorunu ortadan kaldırmaz. Ancak olaylara verdiğimiz tepkileri daha iyi anlamamızı sağlar.
Bir problemi yalnızca tek bir açıdan değerlendirmek yerine farklı ihtimalleri düşünmek, daha bilinçli kararlar almamıza yardımcı olabilir.
Ayrıca kişinin kendi düşüncelerini sorgulayabilmesi, eleştirel düşünme becerisinin gelişmesine de katkı sağlar.
Yorumlar