İnsan zihni, çevresindeki olayları hızlı bir şekilde anlamlandırmak için sürekli olarak değerlendirmeler yapar. Ancak düşüncelerimiz her zaman gerçeği eksiksiz şekilde yansıtmayabilir. Bazen farkında olmadan olayları olduğundan farklı yorumlar, bazı bilgileri abartır veya yalnızca kendi düşüncemizi destekleyen ayrıntılara odaklanırız.
Bu tür düşünce hataları, günlük kararlarımızdan insan ilişkilerine ve olayları değerlendirme biçimimize kadar birçok alanı etkileyebilir. Düşünce hatalarını tanımak, kişinin kendi düşünce sistemini daha iyi anlamasına ve gerektiğinde olaylara farklı açılardan bakmasına yardımcı olur.
Aşağıda günlük yaşamda sık karşılaşılabilen 15 yaygın düşünce hatasını inceleyelim.
Bir durumu iki uçtan biri olarak değerlendirmektir. Aradaki seçenekler göz ardı edilir.
Örneğin bir sınavdan beklediği sonucu alamayan bir kişinin “Ben hiçbir konuda başarılı değilim.” demesi buna örnek olabilir.
Oysa tek bir başarısızlık, kişinin bütün alanlarda başarısız olduğu anlamına gelmez.
Tek bir olaydan yola çıkarak benzer bütün durumlar hakkında genel bir sonuca ulaşmaktır.
Örneğin bir iş görüşmesinin olumsuz geçmesinden sonra:
“Ben zaten hiçbir iş görüşmesini iyi yapamam.”
şeklinde düşünmek aşırı genellemeye örnektir.
Tek bir deneyim, gelecekteki bütün olayları açıklamaz.
Bir olayın yalnızca olumsuz veya belirli bir yönüne odaklanıp diğer ayrıntıları görmezden gelmektir.
Örneğin bir sunumun dokuz bölümünü başarılı şekilde tamamlayan bir kişinin yalnızca yaptığı küçük bir hatayı düşünmesi zihinsel filtrelemeye örnek olabilir.
Kişinin yaşadığı olumlu gelişmeleri önemsiz görmesi veya başarılarını şansla açıklamasıdır.
Örneğin başarılı bir proje hazırlayan birinin:
“Aslında şanslıydım, herkes yapabilirdi.”
demesi buna örnek olabilir.
Başarıyı gerçekçi şekilde değerlendirmek, kişinin kendisini olduğundan fazla veya az görmemesine yardımcı olur.
Başka insanların ne düşündüğünü yeterli kanıt olmadan bildiğimizi varsaymaktır.
Örneğin bir arkadaşınızın sessiz olduğunu görüp:
“Kesin benim söylediklerime kızdı.”
diye düşünmek zihin okumaya örnek olabilir.
Karşımızdaki kişinin düşüncesini doğrudan bilemeyiz. Bunun için iletişim kurmak ve bilgi edinmek gerekir.
Henüz gerçekleşmemiş bir olayın sonucunu kesin olarak biliyormuş gibi düşünmektir.
“Bu iş kesinlikle kötü sonuçlanacak.”
veya
“Ne yaparsam yapayım başarılı olamayacağım.”
gibi ifadeler buna örnek gösterilebilir.
Gelecek hakkında tahmin yapmak mümkündür ancak tahmin ile kesinlik aynı şey değildir.
Bir olayın olası olumsuz sonuçlarını olduğundan çok daha büyük ve kaçınılmaz görmektir.
Örneğin küçük bir hata yapan kişinin:
“Bu hata bütün kariyerimi mahvedecek.”
diye düşünmesi felaketleştirme olabilir.
Olası sorunları değerlendirmek faydalıdır; ancak en kötü ihtimali kesin sonuç gibi görmek gerçekçi olmayabilir.
Gerçekte kişinin kontrolü dışında gelişen olayları kendisiyle ilişkilendirmesidir.
Örneğin bir arkadaşınızın keyifsiz olduğunu görüp bunun sizin yaptığınız bir şeyden kaynaklandığını düşünmeniz kişiselleştirmeye örnek olabilir.
Her olayın merkezinde bizim olduğumuzu düşünmek, gereksiz yere sorumluluk hissetmemize neden olabilir.
Bir şeyi güçlü şekilde hissettiğimiz için onun doğru olduğunu düşünmektir.
Örneğin:
“Kendimi başarısız hissediyorum, demek ki gerçekten başarısızım.”
şeklindeki düşünce duygusal akıl yürütmeye örnektir.
Duygular önemlidir ancak tek başına bir olayın gerçekliğini kanıtlamaz.
Kişinin kendisi veya başkaları hakkında katı kurallar oluşturmasıdır.
Örneğin:
gibi düşünceler gereğinden fazla baskı oluşturabilir.
Gerçek yaşamda her şeyin kişinin beklentilerine uygun gerçekleşmesi mümkün değildir.
Bir davranış veya olay üzerinden kişinin tamamına yönelik kalıcı bir etiket oluşturmaktır.
Örneğin bir hata yapan kişiye “beceriksiz”, unutkanlık yaşayan birine “sorumsuz” demek buna örnek olabilir.
Bir insanın tek bir davranışı, onun bütün kişiliğini açıklamaz.
Kişinin kendisini başkalarıyla karşılaştırırken yalnızca belirli özelliklere odaklanmasıdır.
Örneğin bir insanın kendi kariyerinin başlangıç dönemini, başka bir kişinin yıllar içinde elde ettiği başarılarla karşılaştırması gerçekçi olmayabilir.
Herkesin başlangıç noktası, koşulları ve yaşam deneyimleri farklıdır.
Kişinin kendi düşüncesini destekleyen bilgileri daha fazla araması ve karşıt bilgileri yeterince dikkate almamasıdır.
Örneğin belirli bir ürünün çok iyi olduğuna inanan bir kişinin yalnızca olumlu yorumları okuyup olumsuz değerlendirmeleri tamamen görmezden gelmesi buna örnek olabilir.
Bu nedenle önemli konularda farklı görüşleri incelemek daha sağlıklı bir değerlendirme sağlayabilir.
Bir kişi veya olay hakkında oluşturulan ilk izlenimi daha sonraki bütün değerlendirmelerin temel ölçütü haline getirmektir.
İlk izlenim bazı durumlarda yararlı olabilir. Ancak insanların davranışları ve kişilikleri tek bir karşılaşmayla tamamen anlaşılmayabilir.
Bir kişi hakkında daha sağlıklı değerlendirme yapabilmek için zaman içinde farklı davranışlarını gözlemlemek gerekir.
İki olayın art arda gerçekleşmesini, aralarında kesin bir neden-sonuç ilişkisi olduğu şeklinde yorumlamaktır.
Örneğin bir kişinin belirli bir alışkanlığı bıraktıktan sonra işlerinin iyi gitmesi, yaşanan olumlu gelişmelerin kesinlikle yalnızca bu değişiklikten kaynaklandığını kanıtlamaz.
Bir olayın diğerine neden olduğunu söyleyebilmek için daha güçlü kanıtlara ihtiyaç vardır.
Düşünce hatalarını tanımak, kişinin her düşüncesinden şüphe etmesi gerektiği anlamına gelmez. Amaç, özellikle önemli kararlar verirken zihnin otomatik olarak yaptığı değerlendirmelerin farkında olmaktır.
Bir düşünce ortaya çıktığında şu sorular yardımcı olabilir:
Bu sorular, olayları daha dengeli değerlendirmeye yardımcı olabilir.
İnsan zihninin otomatik çalışma biçimi nedeniyle düşünce hatalarını tamamen ortadan kaldırmak kolay değildir. Önemli olan hiçbir zaman hata yapmamak değil, hatalı düşünce biçimlerini fark edebilmek ve gerektiğinde değerlendirmeyi yeniden yapabilmektir.
Özellikle önemli kararlar öncesinde acele etmemek, farklı kaynakları incelemek ve karşıt görüşleri değerlendirmek daha bilinçli düşünmeye katkı sağlayabilir.
Yorumlar