Gün içinde yüzlerce karar veriyoruz. Sabah ne yiyeceğimizden hangi işe öncelik vereceğimize, bir insan hakkında ne düşüneceğimizden önemli bir seçim yapmaya kadar pek çok konuda zihnimiz sürekli değerlendirme yapıyor. Üstelik bu kararların tamamını uzun uzun düşünerek vermiyoruz.
İnsan zihni bazı durumlarda hızlı ve otomatik şekilde hareket ederken, bazı kararlar için daha fazla zaman ayırır. Bu süreçte bilişsel süreçler, duygular, geçmiş deneyimler, dikkat ve çevreden gelen bilgiler önemli rol oynar.
Peki zihin karar verirken tam olarak ne yapar?
Bilişsel süreç, insanın çevresinden aldığı bilgileri algılaması, işlemesi, hatırlaması, değerlendirmesi ve bunlara göre bir sonuca ulaşmasıyla ilgili zihinsel faaliyetlerin genel adıdır.
Dikkat, hafıza, algı, öğrenme, problem çözme ve karar verme bu süreçlerin önemli parçalarıdır.
Örneğin bir mağazaya girdiğinizde onlarca ürün görebilirsiniz. Ancak zihniniz bunların tamamını aynı ayrıntıyla değerlendirmez. İhtiyacınız olan ürüne, fiyatına, görünümüne veya daha önceki deneyimlerinize göre bazı seçenekleri öne çıkarır.
Bir karar sırasında zihin genellikle mevcut bilgileri değerlendirir ve geçmiş deneyimlerle karşılaştırır. Daha önce benzer bir durum yaşadıysanız, o deneyim yeni kararınızı etkileyebilir.
Örneğin daha önce belirli bir markadan memnun kaldıysanız, yeni bir ürün alırken aynı markayı tercih etme ihtimaliniz artabilir.
Bu durum çoğu zaman zaman kazandırır. Ancak geçmiş deneyimler her yeni durumda tamamen doğru sonuç vermeyebilir.
İnsan kararlarını anlamak için hızlı ve daha kontrollü düşünme arasındaki fark önemlidir.
Hızlı düşünme, otomatik ve fazla çaba gerektirmeyen kararları kapsar. Tanıdığınız bir yüzü fark etmek veya basit bir soruya hemen cevap vermek buna örnek olabilir.
Yavaş düşünme ise daha fazla dikkat ve zihinsel çaba gerektirir. Karmaşık bir problemi çözmek, önemli bir finansal karar vermek veya farklı seçenekleri karşılaştırmak bu sürece örnek gösterilebilir.
Günlük yaşamda bu iki düşünme biçimi birlikte çalışır.
Evet. İnsan kararları yalnızca mantıksal hesaplamalardan oluşmaz. Duygular da karar verme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Korku, heyecan, öfke veya mutluluk gibi duygular aynı olayı farklı değerlendirmemize neden olabilir.
Örneğin kaygılı olduğumuz bir dönemde normal şartlarda küçük gördüğümüz bir riski çok daha büyük algılayabiliriz. Benzer şekilde aşırı heyecan, bazı ayrıntıları gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Bu nedenle önemli kararlar verirken yalnızca “Ne düşünüyorum?” sorusunu değil, “Şu anda ne hissediyorum?” sorusunu da sormak faydalı olabilir.
Zihin yeni bir durumla karşılaştığında geçmiş deneyimlerden yararlanabilir. Bu, özellikle daha önce benzer durumlarla karşılaşıldığında oldukça kullanışlıdır.
Ancak geçmişte yaşanan bir olayın gelecekteki bütün durumlar için geçerli olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir.
Bir restoranda kötü bir deneyim yaşamak, aynı restoranın her ziyaretinizde kötü hizmet vereceği anlamına gelmez. Fakat geçmiş deneyim, yeni kararınızı etkileyebilir.
İnsan zihni hızlı karar verebilmek için bazı zihinsel kestirmeler kullanır. Bu kestirmeler çoğu zaman işe yarasa da bazı durumlarda bilişsel yanılgılara yol açabilir.
Örneğin yalnızca kendi düşüncemizi destekleyen bilgileri dikkate almaya başladığımızda onaylama yanlılığı ortaya çıkabilir.
Bir ürünün çok popüler olduğunu gördüğümüzde onun mutlaka kaliteli olduğunu düşünmek de başka bir zihinsel yanılgıya örnek olabilir.
Bu nedenle karar verme sürecinde sadece elimizdeki bilgiyi değil, o bilgiyi nasıl değerlendirdiğimizi de sorgulamak önemlidir.
İlk izlenimler insanların birbirleri hakkında hızlı değerlendirmeler yapmasına yardımcı olabilir. Ancak ilk izlenim her zaman doğru bir karakter analizi değildir.
Bir insanın görünüşü, konuşma biçimi veya ilk davranışı hakkındaki değerlendirmemiz, daha sonra o kişiyle ilgili diğer bilgileri yorumlama biçimimizi etkileyebilir.
Bu nedenle insanları değerlendirirken ilk izlenimi kesin bir gerçek olarak kabul etmemek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Yanlış kararların tek bir nedeni yoktur. Dikkat eksikliği, bilgi yetersizliği, zaman baskısı, duygusal durum, yanlış varsayımlar ve bilişsel yanılgılar kararlarımızı etkileyebilir.
Ayrıca bazen doğru kararı verebilmek için gerekli bilgiye sahip olmayabiliriz. Böyle durumlarda hatalı bir sonuç ortaya çıkması, mutlaka kişinin düşünemediği anlamına gelmez.
Önemli olan, karar sonrasında ne öğrendiğimiz ve benzer durumlarda bu deneyimi nasıl kullandığımızdır.
Karar verme sürecini daha bilinçli hale getirmek için şu yöntemlerden yararlanabiliriz:
Özellikle önemli kararlar söz konusu olduğunda, ilk akla gelen seçeneği hemen kabul etmek yerine alternatifleri karşılaştırmak daha sağlıklı sonuçlar verebilir.
Karar verme becerisi tamamen değişmez bir özellik değildir. İnsan, deneyimlerinden ve hatalarından öğrenerek karar süreçlerini geliştirebilir.
Bir kararın sonucunu değerlendirmek, hangi bilgilerin doğru kullanıldığını ve hangi varsayımların hatalı olduğunu görmek açısından faydalıdır.
Burada amaç hiçbir zaman hata yapmamak değildir. Daha bilinçli düşünmek ve gerektiğinde düşünce biçimini değiştirebilmek çok daha önemlidir.
Yorumlar